cift kisilikli HAYVAN
Kadınların yanında bu karmaşıklık?

Kadınların yanında bu karmaşıklık?

ASLIM beyoğludur benim.

İnanılmaz karmaşık,

Tanrısal huzurlu,

Kıskanç bir fahişe.

Ölmüş.

Bazen özlüyorum.Bazen özlüyorum,dolduramıyorum boşlukları.Toprağa gömmedim seni ama ruhuma gömdüm ellerime gömdüm.

Yapamıyorum bazen sensiz.Açıyorum fotoğrafları bakıyorum.Sadece bakıyorum birleşmeyecek ellerimize.Ağlamıyorum artık.Mutlu ol artık.Şiirler yazmak istiyorum sana, senin adına,romanlar ,öyküler.Şarkılar söyleyelim beraber yürüyelim dolaşalım elimi tutmasan da olur artık.

İnsan fark ediyor zamanla değişimi.Değişmiş.Çok değişmiş.Oturduk konuştuk. Fark ettim ki o gitmiş.O çoktan gitmiş.İlk başlarda dayanamadım ağladım sigara içtim sarhoş oldum  çok sarhoş oldum çok yürüdüm çok çalıştım çok yoruldum.Her pazar sabahı cihangirden kustum boğaza tüm gidişlerini tüm özlemlerini.Bitmedi.Bitmeyecek gibi hissettirdi.Sonra bir gün fark ettim ki tek başına mutsuz olan bendim sen değildi.Sen her zaman ki gibi benden çok daha güçlüydü artık bana yer yoktu hayatında.Durdum.Gitmedim oturdum telefonu açtım bir sigara yaktım.

Düşündüm düşündükçe daha derine battığımı hissettim ama yerimde saymıştım.Ben yıllardır yerimde saymıştım onu beklerken.O beni beklememiş ve bütün hırsıyla gitmişti.Ben hep uzak uyaklar kafiyeler olmaya çalışmıştım o ise şiirin ta kendisiydi.

Ölmüş.Benim için  ölmüş.Bu dünyada 7 milyar insan nefes alıyor ama o ölmüş evet kıçı kırık bir bez parçasına sarıp toprağın altına koymamışlar onu ama o yok artık.Benim tanıdığım insan yok artık.Ne yapsam ne etsem yok.

Şuç mu değişmek? Asla senin kadar güzel değişmedi kimse ama sen değiştin yolun açık olsun güzel ellerin güzel insanlar bulsun sana.Ben burada kafamdaki senle seni sensiz özlemeye devam edeceğim.Elbet bir gün beni de bulacak birileri.

Benle gökyüzünü ,cihangiri paylaşacak ,sensiz bir dünya var olduğunu kanıtlayacak.O zamana dek gözlerindeki nehirler İstanbul’a aksın.

bir kelepirliktir!: yorgun ve uykulu çocuk gözleridir kapının önündeki.kütüphaneler pazar...

uniquerouge:

yorgun ve uykulu çocuk gözleridir kapının önündeki.
kütüphaneler pazar günleri sonuna kadar kapalı.
eksik ama mutlu ve beyaz anlatmış komşu kadın,
kara kara kahve falını
fikrimi örttüm
rengsiz, adi plastik yemek örtüleriyle
batırıyorum çatalı beynime
seviyorum seni boyuna enine
düşünüyorum…

5 ay önce - 1

şimdi yoksun 
seni düsünebilirim artık 
tutar ellerini öperim uzun uzun 
kimseler ayıplayamaz beni 
yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar 
işte gözlerin işte dudakların 
senin olan ne varsa karşımda duruyor 
ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık
sevdiğim şarkılari söyletiyorum dudaklarına 
ve hoyrat ellerimle seni 
her gün biraz daha güzelleştiriyorum 
bütün resimler sana benziyor hayret 

bütün aynalarda sen varsın 
nereye gitsem peşimden geliyorsun 
simdi sigarasın dudaklarımda 
biraz sonra beyaz bir kağıt 
ve akşam içtigim bir kadeh içki olacaksın 
kimse yokluğunda bunca sevilmedi 
kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar 
saçların böyle daha güzel 
sen daha güzelsin 
gelecek mutlu günlerin ışığında 
her şey daha güzel 

ne var ki ayrılığın adı kötüye çıkmış 
yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim 
ve seni bin yıl daha 
ayrılıklar içinde sevmek isterdim 
ama biliyorsun nihayet ben de bir insanım 
umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor 
hiç gelmeyeceksin sanıyorum 
o zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime 
katran gibi bir yalnızlık sarıyor içimi 
yalnızlığımdan utanıyorum 
beni sevmesen ölürdüm 
beni sevmesen bir çakıl taşıydım simdi 
beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım 
kördüm bir at kadar 
ölümden acıydım ölümden beterdim 
beni sevmesen 
dünyayı bütün insanlara zindan ederdim 

beni bu kadar saracak ne vardı 
kanıma girecek 
göz bebeklerime oturacak 
bir sen fani gibi dudaklarımdan eksilmeyecek 
ne vardı 
hiç karşıma çıkmasaydın 
bu kör olası gözler görmeseydi seni 
ne vardı güzelligini bilmeseydim 
bir dua gibi bellemeseydim adını 
ne vardı bütün gece 
gözlerimi tavana dikerek 
seni düsünmeseydim 
belki karşımda değilsin yanılıyorum 

bu gözler senin gözlerin değil 
aldatıyorlar beni 
karanlığın gözleri olmalı bunlar 
bana böylesine keder veren 
gülmeyi, yasamayı haram eden 
bir karanlığın gözleri olmalı 
öyleyse sen hiçbir yerde yoksun 
sana hiçbir zaman yaklaşamayacagım 
yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık 
bu karanlığın ortasında yanan alev gözler 
bu kadeh içki gibi aydinlik 
ne dedimse inanma 
seni degil kendimi anlatıyorum 
sen istedigin kadar 
varlığın ta kendisi ol 
ölümsüzlüğün ta kendisi 
ben günden güne yok olmaktaydım 
bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana 
anlıyor musun 
gökyüzü güneş olsa 
sensiz karanlıktayım

ümit yaşar oğuzcan

UZAK

Özledim seni

Hiç bir şeyi özler gibi

Sana bakmayı özledim

Sıcaklığını aldığın 

Gözlerindeki sarı çizgiler gibi özledim

Dostluğumuzu özledim.

Güzel ellerin kadar

Özlemek seni 

Ümit yaşar oğuzcan şiiri gibi

Özledim seni dolgun dudakların gibi.

BOK .

Ne olursa olsun biz iyiyiz demişti.

miscesine:

Sen’in hikayen.. ilerlediği için mi, yoksa bensiz ilerlediği için mi daha kızgınım bilmiyorum. sen var Sen var.. Sen’den bana zamanla alakası olmayan sırattan hallice yollar var.. koşuyorum, başka bir şey yapmayı bilmeyen biri gibi, Sen’e ilerleyim diyorum.. olmuyor, beceremiyorum yine.. aramızdaki olmayan mesafeleri bir türlü katedemiyoruz, onlar bizi katlederken tüm şehri griye boyayasım geliyor.. ne siyah, ne beyaz..

-yc-

(miscesine gönderdi)

Ölürken gölgen olmaz.

Yanlış pozlanmış 2 kareydik biz karanlık odada birbirine yapışan ve asla ayrılmayacak olan en azından ben senden ayrılmıycam galiba.